11 Ekim 2010 Pazartesi

Refakatçinin Şarkısı

Güneş yanımda uyuyor, ben de biraz müzik dinliyordum, Bülent Ortaçgil: Eski defterler. Şimdi "Memurun şarkısını" dinledim. Hani şöyle başlayan: pazartesi acımasız, pazartesi sıkkın...salı çarşamba uzun, salı çarşamba upuzun...

Bizim pazartesimiz çok şükür sıkkın değil. Güneş'in değerleri yükselmeye başladı, lökositler: 2000. Ateşi zaten hiç olmadı, o ilk geceden sonra. İdrarda bakteri üremedi, henüz kanda da. İğnelere devam. Yüzümüz gülüyor. Zaten bu sefer 4 gündür hiç moralini bozmadı Güneş. Neşesi, enerjisi çok iyi. "Eve gitmek istiyorum, Işık'ı özledim" bile demedi. Henüz. "Birkaç gün burada kalmam gerekiyormuş", diyor. Hatta oyun oynarken bugün, odanın kapısını zorluyordu, "Anne ben çıkıyorum" dedi, "gerçekten mi" dedim ben de, "Anneee, şakacıktan tabii ki, çıkmamam gerektiğini biliyorum" dedi. Şaşkın anne, her iki anlamında da "şaşkın".

Böyle giderse çarşamba, perşembe çıkarsınız dediler. Onun için Memurun Şarkı'sındaki gibi "salı çarşamba upuzun" olacak sanırım. İnsan ister istemez odaklanınca sona, geçmek bilmeyebilir.

Güneş'im çok iyi. Odanın içinde ayakta genelde. Çok da mutlu, oyunlarımızla eğleniyor, kendi de oynuyor sakince ara sıra. İştahı da açılıyor yavaş yavaş. Bu sefer Işık mutsuz. Bu hastane yatışı onu vurdu. Anneanneler olmayınca, iki gece teyzelerde kaldık. Kuzenlerinin ilgi odağı ama yine de biraz hüzünlü. Dün gece ben gittiğimde, yatmadan önce "biz niye evimize gitmiyoruz?, ben yatağımı ve ay dedeli lambamı özledim, parka bisikletlerimizle gidiyorduk, ne güzeldi, Meral Teyze bana "kediş" diyordu gibi konuştu da durdu, evine ve o normal ve güzel hayatımıza özlemle. Ben de onunla biraz fazla zaman geçirdim bugün. Onu alıveriş merkezine götürdüm, istediği "pembe pijamayı" bulduk, Güneş için de kedili bir pijama seçti. Aradığını bulana kadar mağaza mağaza gezdik. Bu hoşuma gitti. Sonra baş başa yemek yedik. Ama yine de ben onu ne kadar motive etsem de, burukluğu pek geçmedi. Belli ki kendini eksik hissediyor, Güneş'siz. Ah kızlarım. Neyse benden sonra da babayla Bahçeli'ye gitmişler, limonata içip pasta yemişler. "Keyfi iyi", sms'i aldım biraz önce.

Pazartesi sıkkın olmadığına göre, belki de salıyı sallarız, çarşambayı sular seller alır. 657'ye tabiysek de belki refakatçinin şarkısı başka olur. Hah, bu arada salıya girdik bile. Anne bu defa şaşkın ve mutlu olur. Yarım Ulus'lar tekrar bütün olur, bir araya gelir. Kim bilir.

3 yorum:

  1. Umarım bundan sonra her zaman güzel haberler yazarsınız. Kızınız da her gün daha iyi olur ve adım adım iyileşir. Bunu hakediyor.
    Sevgiler,

    YanıtlaSil
  2. Ah canim Aysegul'um, gecenin o saatinde hissettiklerini ve dileklerini tum kalbimle paylasiyorum.
    Soyle Isik'a az kaldi, yine o gunler gelecek, o guzel evinizde nice guzel dogum gunleri olacak, yine bizi parka gotureceksiniz. Sadece biraz sabir:))
    Hepinizi ozlemle kucakliyorum.
    Serife

    YanıtlaSil
  3. Guzel haberlerinizin devamini bekliyoruz Aysegulcum.

    Sureyya

    YanıtlaSil