Yüreğimiz ağzımızda ateş olmasa diyorduk, ama maalesef bunu yazdığımdan 1 gün sonra Güneş ateşlendi. Murphy kuralları gereği, tabii ki akşam saatlerine denk geldi, hemen çocuk acile gittik.
Çabucak ilgilendiler, baş asistan ve diğerleri de Güneş'i hemen hatırladılar. Büyümüş ve genel halini de iyi buldular. Kan alındı, Güneş'in değerleri tabi düşük çıktı, Amerika'daki gibi sıfır değil ama zaten burun akıntısı da var ve enfeksiyon riski daha fazla olunca yatırmamaız gerekiyor dediler. Çocuk enfeksiyon bölümüne yattık perşembe akşamı. Hemen port iğnesi takıldı. Kan ve idrar kültürleri alındı. Henüz sonuçlar çıkmadı ama tabi tedbiren hemen antibiyotik başlandı.
Güneş'e hastanede yatacağız dediğimde yüzünün ifadesi sanki acı çekiyormuş gibi oldu, ve biraz ağladı. Bu gözümün önünden gitmiyor ama anlatınca, ve konuşunca kabullendi kuzucuk. Değil mi ki en güzel özelliğimiz şartlara uyum sağlamak misali.
Hep söylüyorduk bize sadece bir doktor değil, bir onkoloji ekibi değil, komple bir çocuk hastanesi lazım diye. Bu sefer çok iyi anladık, doğru yerdeyiz. Çocuk hastanesinin çocuk acili var, hepsi çocuk doktoru. Çabuk bir şekilde diğer birimlerle iletişim kuruluyor. Hatta MD Anderson'la kıyasladığımızda ortalık doktor kaynıyor diyebilirim. Güneş'in port iğnesi için biri kıdemli üç doktor gelmişlerdi. Bunu MD'de bir hemşire yapardı. Ama orası Hacettepe gibi üniversite hastanesi değildi. Burada doktor yetiştiriliyor, hiyerarşik bir düzen de bunun gereği gibi. Hastaneye girdiğimizden beri Güneş'in de neşesi iyi olduğu için biz daha ziyade izlemedeyiz. Güneş çok iyi takip ediliyor. Hijyen çok iyi, izole bir odadayız. Kapıda "nötropenik ateşli" diye uyarı var, girenler önlük ve maske takıyor. Hergün mutlaka onkolojiden bir bazen iki doktor (asistan değil) uğruyor. Bilemiyorum, ilginin bir kısmı Güneş'i biliyor olmalarından tabii ki kaynaklanıyor. Güneş'in yakını profesörler hocaları....Ama sistematik bir çalışma düzenin varlığı da gerçek. Bir de düşünüyorum gitmeden iyi bir ameliyat geçirdi Güneş, Amerika'da beğendiler, bu burada oldu. Pataloji raporu 2009 makalesini referans alıyordu ve aslında Hacettepe'de rastlanmamıştı henüz böyle bir vakaya, o da her yerde doğrulandı. Bu iki şey zaten güven veriyordu. Ama tanıdık yüzlerin varlığı, işlerin nasıl yürüdüğünü bilmek, bakımın titiz olması bizi rahatlatıyor bu zor zamanlarda.
Bir de İstanbul'u düşünüyoruz. Yani hala evimize dönsek umuduna kapılıyoruz bazen ama böyle bir durumda İstanbul'da devlet hastanelerinde acile gittiğinizi, ve nöbetçi olacak bir çocuk doktorunu bulacağınızı, sonra hastanelerde yer bulacağınızı hayal etmeniz gerekiyor. Özel hastanelere ise hiç güvenimiz yok ciddi hastalıklarda. MD Anderson'da Amerikan Hastanesi'nden biri ile tanışmıştık. Bizim hastane paket programlar için iyi diyordu. Yani ameliyatlar ve top paket: doğum.
Güneş'e neupogen iğnelere başlandı bugün. İlk gün belki düşüş değil de yükseliş eğilimindedir diye bakmak istediler. Ama maalesef düşüşte olduğu görülünce hem iğne hem de kan verildi bugün. Ama keyfi ve neşesi yerinde. Ben iki gecedir yanında idim bu gece babayla kuzucuk. Aktivitelrimizden yarın öbür gün sıkılacak ama ha bire yeniliyoruz. Bebek giydirme oyununda, iki bebeğin birinin adı Işık diğerininki Güneş oluyor. Uyuyorlar, uyanıyorlar, giyinip kızlar sinemaya, tiyatroya, alişverişe, parka... gidiyorlar. Hep Işık'ı oynatmak istiyor Güneş. Haa Gonca'cım bu Nazlı'nın oyuncağıydı ama Güneş çok sevdiği için bir süreliğine el koyduk, söylememiştim herhalde daha önce, kusura bakmayın. Bingo'da beni ve babayı yeniyor. Bunu söylemekten de çok hoşlanıyor. Bu gece biraz odayı resim ve çıkartmalarla süsledik, hamur oynadık. Paketli küp şeker koleksiyonu yapıyor, bunları koyduğu poşeti deli gibi saklıyor. Işık'a göstermeyi bekliyor. Doktorlara ve hemşirelere biraz daha iyi davranıyor Güneş. "Amerika'daki hastane mi iyiydi burası mı" diye soran doktorlara, "burası" dedi. Dil etkili sanırım.
Hastane sıkıcı tabi, bir de penceresi bile olmayan bir odadayız, koridora bile çıkmıyoruz ama diyorlar ki "hastanede sıkılmak iyidir". Evet, biraz sıkılılırız kuzunun değerleri de birkaç güne toplar ve çıkarız inşallah
hastaneler guzeldir, hele son altı gecenin ucunu hastane odasında gecirmis kel ve sisman adamlar icin birebirdir.
YanıtlaSilamerikanın intizamı, organizasyonu daha iyi olabilir ama turkiyede,
1. yan yollar cok cabuk acilir.
2. onlarca alternatif yontem vardir.
3. bilimsellikten öte insana özgü yaklasimlar maksimum duzeyde uygulanır.
4. amerikayla birlikte yeni bir tedavi yontemi denemek, inovative bir seyler yapmak; calisanların kişisel motivasyonları arttırır.
5. nereden bakarsanız bakın, yeryuzunde bu ilaç kombinasyonları deneme ayrıcalıgına sahip olmuş üç beş doktordan biri olmak, yazılan makalede ismi olmasa bile, kişinin egosunu maksimum düzeyde tatmin eder. hastadaki, gunluk degisimleri bellege yazmak için heveslendirir. (buna tecrube diyoruz, tecrube birikimine de uzmanlık)
6. her nekadar SGK faturaları duzgun odemediginden, yeterli hukumet odenegi almamaktan ve surekli yatırımlar yapmaktan dolayı iflasını açıklamış bir hastanedeyseniz de; orası, halihazirda bilimsel olmayan ahbap cavus ilişkilerinin en az oldugu yerdir. hastanenin, pensilvanya ve hakim iktidarın dumen suyuna girmeden onceki son demleridir bu... keyfini surun.
7. HUTF cocuk enfeksiyon bolumu, ulkenin yuz akı bir hoca tarafından kurulmuş. dunya bilmine gercekten katkı sağlamış, yon vermis, ust duzey pediatrik enfeksiyon hastalıkları uzmanları yetistirmis bir kurumdur.
yetiskinlerde kemoterapi sırasında uygulanan çeşitli antibiyotiklerin febril notropeni gelişimini engelledigi, hastanın kemoterapiye uyumunu arttırdığı belgelenmiştir. acaba cocuk için de boyle bir sey olabilir mi? mesela kemonun birinci gununden itibaren 5/7 gun sureyle sefiksim (suprax) veya trimetoprim/sulfametaksazol (bactrim) profilaktik olarak kullanılabilir mi? sorsanıza
havaların sogumasıyla tez zamanda vucudunuzun da sogumasını diliyorum.
dunku yagmuru pırıl pırıl bir gunesin takip ettigi cukurovadan gunesli gunler