Ne kadar çok kişi nefesini tuttu Güneş'in LP'sinin sonucunu bekliyor bilselerdi doktorlar biraz daha acele ederlerdi herhalde ama bilmiyorlar. Bu arada LP'yi de öğrettik ya herkese, helal olsun bize! Daha dogrusu beyin omurilik sıvısının sitopatalojik inceleme sonucu maalesef henüz çıkmadı. (Nedense böyle uzun tamlamalarda aklıma hep Şeyh Bedreddin destanındaki "bilmem kaçıncı tuğuna ... diye başlayan dize geliyor! psikolojimiz de aynı olunca!)
Bu arada olan gelişmelerin yanında artık çok fazla bir önemi ve kıymeti de yok zaten.
Güneş'imiz en son yazdığımdan beri pek iyi olamadı. Aslında LP sonrası zor ayılmıştı, huysuz, huzursuzdu, konuşması zor düzelmişti. Daha sonraki günler yani geçen hafta sonunu acayip huzursuz geçirdi. Acaba LP işlemi veya anestezi mi sebep oldu diye geçirdik hafta sonunu. Bu arada anestezi hakkındaki sorularıma yine burdan yanıt geldi, bir anestezi uzmanından. Şöyle diyor: Acılı, ağrılı işlemlerde gaz verilir ama radyoterapi veya MR gibi acısız işlemlerde damar yolu, port kullanılır. Sedatif ilaçla gaz bir arada bir sorun teşkil etmez. Ama LP'den 24 saat sonra başağrısı gibi sikayetler çok sık olur. İşte galiba bundan huzursuz geçirdi dedik, oturduk haftasonu. Sorulara cevap almak ne güzel! Zaten bir çok sıkıntı arasında anlayabilme ihtiyacını gidermek insanı biraz hafifletiyor.
Pazar akşamı konuşmasında yavaşlama oldu Güneş'in. Pazartesi artan huzursuzluğu ile hastaneye gittik. Pazartesi dilinde hafif peltekleşme de başlamıştı. Nörolojik muayenesini yaptılar, kan alıp metaboliklerine baktılar. Pek fazla değişiklik yok dediler. Konuşmadaki pelteklik canımızı sıkıyordu ama tabi ne yaptımsa doktorla konuşturamadım Güneş'i. Anne baba iyi izliyor aslında, söylediklerimiz de onların muayene bulgularına eşlik etmeli. O mudur bu mudur, belki şudur derken insan düşüncesini iyi tarafa doğru yönlendiriyor.
Salı günü konuşması artık bir sarhoş konuşması gibi oldu. Cümlelerin sonunu getirmeye sanki nefesi yetmiyordu. Ama durduk niyeyse! Bir önceki gün Canan Hoca'yı görüp, herşeyi artık sorduğumuzu düşünerek sanırım. Bir de bu arada çok fazla endişeye mahal yok ama baba biraz hasta. Onunla ilgilendik, durduk öylece, Güneş'imizi öyle görmek zor olsa da. Baba doktora gitti, filmler kanlar falan "atipik pnömoni" dediler. Ateşle başaldı. Antibiyotik alıyor. Biraz dinlenmesi gerekiyor ama zamanlama dinlenmeye fırsat verecek mi bakalım?
Salı akşamı ben kafayı ancak toparlayabildim. Çocuğun konuşması gittikçe kötüleşiyor, sıvıları yutarken sanki zorlanıyor gibi, yüzü mimiksizleşiyor. Bizim bir an önce bir nöroloğu görmemiz lazım, daha iyisi tüm dosyamıza hakim nöroşirorjiden Nejat Hoca. Geçen sefer daha hızlı davranıp ona danışmıştık, bu sefer basiretimiz bağlandı. Ertesi gün hemen cebinden ulaştım, hemen hastaneye gittik, hemen nörolojik bir muayene yaptı, yüksek doz kortizon önerdi. MR görmek gerekiyor dedi ama şu arada kortizona verdiği cevabı görelim dedi. Konuşması bu doz kortizonla biraz düzelirse, kendimi affetmeyeceğim, daha önce niye gitmedik diye.
Şu anda kimse birşey söyleyemiyor ama görünen köy de fazla klavuza mahal bırakmıyor: tümör büyüyor, önce eli, ayağı ve denge sinirlerine bası yaptı ve şimdi de çene ve yüz sinirlerine.
Şimdi ne olacak, önemlisi bu. MR'dan sonra anlayacağız.(pazartesi olacağını umduğumuz) Bir ikinci ameliyat olabilir mi? Değilse mucizevi birşey yok, oradaki büyümeyi durduracak. En güçlü silah radyoterapiydi. Kalıcaz mı, yoksa klinik denemelere başvurup gidecekmiyiz, herşey belirsiz.
Tam da bülbül kızıma hemşirelerin verdiği 5 notunu küçümserken, anestezi sonrası zor konuşur hali içimi acıtırken işte böyle oldu. Bazı söylediklerini anlamakta zorlanır olduk. Tanık olması çok ama çok zor. Tahmin ettiğiniz gibi çok ama çok arabesk kaçacak ne yazsam. Geçen cumadan beri telefonumu hiç açmadım. Ama bugün buraya yazmak suçluluk duygumu hafifletiyor. Haberler böyle böyle. Daha iyileri olsun, yazmakta bu kadar gecikmeyeceğim.
Artık kimseye dönemediğim için burdan: Herkesin iyi dilek ve dualarına sonsuz teşekkürler. Güneş'e ve bize duyduğunuz sevgi o kadar değerli ki bilemezsiniz!
Allah acil şifalar nasip etsin. Dilerim büyüme alan yoktur, inşallah hemen atlatabileceği bir şeydir. Geçer gider inşallah... Dualarımızla yanınızdayız...
YanıtlaSilBaştan beri hep umuda sıkı sıkı sarılmak gerektiğini vurguluyorum bu yine böyle olmalı. Mustafaya da geçmiş olsun çok. Duygularımı anlatmam mümkün değil sizinkilerin yanında ama bilesiniz ki yüreğimin bir yanı çok acıyor. Çok acil şifalar, tez zamanda eski günlere geleceğe umutla sevgiyle hepberaber cnm. Güneşe ve Işığa kocaman öpücükler....................
YanıtlaSilMusti' ye cok gecmis olsun. Insallah buyume degil de radyasyon sonrasi bir tepkidir Gunes' imi yoran. Ama buyume bile olsa daha yapilacak cok sey var. Hepimiz inaniyor, dua ediyoruz. Yardim edebilecegimiz birsey olursa lutfen haberdar edin. Hepinizi siki siki kucakliyor, haberlerinizi bekliyoruz.
YanıtlaSilumarim gececek bir seydir, ama oyle bile olsa, yasadiklariniz bu kadarla kalacak bile olsa (ki allah'tan umut kesilmez), yine de ben bu hayatin orta yerine sicarim
YanıtlaSilhepimizin duaları sizinle nefes alıyorsak umut var demektir tanımasakta güneşi çok seviyoruz allaha emanet olun uslu ailesi
YanıtlaSilCanmustafa, gülayşegül:
YanıtlaSilhastalık bizim dışımızda, neden acıttığını anlayabiliyoruz en azından. ya kazalar, hastalıklar, afetler olmadan birbirine acı verenler...siz her türlü acının içinden, 'acı'madan, 'ekşi'meden, hepimize canınızı, sevginizi, aşkınızı yansıtarak geçiyorsunuz.
Acı'yı insan eliyle yaratıp, başkalarına bulaştıranların, bir kaşık suda boğulup, başkalarının bu ufacık girdabın içine çekenlerin bu kadar çok olduğu bir dünyada, sizler...aşkolsun, canolsun size.
kendime geliyorum titreyip, sizden bana geçen sevgi, aşk, dostluk ile.
ne varsa elimde umut, şifa adına, yolluyorum size. canmusti'ye, gülayşegül'e, o güzel ailenize, nurlu kızlarıma.
Sevgili 'adsız' bu bloğu okuyan herkesin duygularına gayet net ve sade şekliyle tercüman olmuş. Uzun, uzun yazacak takatim yok.Tek diyeceğim : Hayat her daim umut taşır.
YanıtlaSilUmutla.
erinç
Sevgiyle ve umutla.
YanıtlaSil