Güneş santral etkiye karşı, tümöre karşı çok büyük bir mücadele veriyor.
Solunum cihazına bağlanırken uyutucu ilaç veriyorlar. İlk gün o ilaçla çok sakindi ama bir daha vermediler. Akciğerlerin işi tamamen makinaya bırakmasını istemiyorlar. Daha sonraki gün kendi de soluyordu, bazen makina ile soluk alıp verişleri çakışıyordu. O zaman zorlanıyordu.
Çarşamba perşembe gecelerini biraz zor geçirdi. Tansiyonu, ateşi, nabzı sürekli zora soktu o güzel bedeni. Bunlara karşı tek tek tüm önlemleri alıyorlar ama santral etki geçirmez kılıyor bu önlemleri. O orada mücadelesini verirken biz de anlamak için ve öyle hiç bir şey yapmadan durmak dayanılmaz olduğu için durumunu Dr. Vats'a, Küba'daki doktor Barosso'ya sürekli bildirdik. Dayı ve babayla birlikte bilgisayar başında tıp sitelerinde dolaştık durduk.
Cuma günü güzel kızımın başucunda ilk defa umutsuz konuşmalar yaptık. O da sanki bizi duyar ve anlarmış gibi ben buradayım, dayanıyorum, savaşıyorum dercesine daha huzurlu ve sakin bir gün geçirdi. Utandık.
Bu sakinlik akşamında da devam etti. Gece Erinç, dayı ve ben kaldık başında. Onun o huzuru ile birlikte, umutlandık. Resimlere, videolara baktık. Muhabbetimiz Güneş'le başladı, Işık'la devam etti, neler neler üzerine konuştuk, güldük. Gülmeyi unutmuşuz iki haftadır. Ve ağladık, hala bu kadar hızlı bir şekilde kötüleşmesini sindiremedik diye.
Bugün ise o zaptedilemeyen nabız, ateş ve tansiyon acayip bir şekilde düştü. Vücudunun dengesi şaşırmış gibi sanki. Normalleşmeye de çalışıyor olabilir.Tansiyonu dengelemek için yeni bir ilaç veriyorlar, yeni bir damar yolu açıldı. Burundan ve damardan beslemeye de devam ediyorlar. Tolere ediyor, 13 gündür ilk defa ilaç dışında bir şey gitti midesine ve kakasını yaptı.
Onu her yerinden hortumlara, kablolara bağlı görmek çok zor geliyor. Ama tesellilerimiz var. Tesellilerin en büyüğü uyku hali. Yoğun bakımdan çıktığı ilk üç gün bize bakması, kafası ile evet hayır demesi, elimizi tutması, oyuncaklarına sarılması, sadece bu saydıklarımı, tekrar görebilmek için pek çok şey verirdim. Tepki vermemeye başladığında çok üzülmüştüm, Allah'ım her şeye nasıl da şükretmek gerekiyor diye. Uyumasaydı, bu yaşadıklarına bilinci açık bir şekilde nasıl dayanırdı, biz onun ağrı acı çekmesine nasıl dayanırdık bilemiyorum.
Güneş martta ameliyat edilemeseymiş, onunla keyifli geçirebileceğimiz zaman günlerle sınırlıymış. Onu da anlıyoruz, bir tesellimiz de o. Ameliyat edildi, güçlüydü, toparladı. Amerika'ya gidebildik. Hemen olmasa da tekrar ayağa kalktı. Orada kaldığımız süre boyunca hep iyiye gitti. Çok sıkıntılı ve zor geçirdiği gün sayısı azdı orada. Her şey bir oyuna dönüşmüştü. Ankara'ya geldik, yine ilk bir ay çok mutluydu, evim evim diyordu İstanbul'a da gidip hep birlikte güzel bir hafta geçirmiştik. İstanbul dönüşü yani bundan tam iki ay önce, elindeki güçsüzlük ile kötüleşme başladı. Sonra ayağını ve dengesini vurdu, oturdu Güneş. Ama boşuna "Güneş'im yaveşim" demiyorduk ona, zaten oldum olası hareketli bir çocuk değildi. Onu mutlu eden şeyler sakin oyunlar oynamak, kitap okumak, filmler izlemek, hikayeler anlatmak, elişi yapmak gibi şeylerdi. Çok çok üzmedi onu tekrar yürüyememek. Yani en azından çok mesele etmedi. Yine o mülayim ve mutlu çocuk hali devam ediyordu.
Ama konuşamamak üzdü Güneş'imi, 1 Aralık'tan beri. Huzursuzluğunu arttırdı. Söylediklerini anlamam için gözlerimin içine bakan, yalvaran ifadesi gözümün önünden hiç gitmiyor. Sorularla, işaretle yine anlaştık. Ama bu sefer de kortizonun etkisiyle artan iştahı en büyük mutluluğu oldu. Mutfak masasındaki sandalyesinden hiç kalkmak istemedi. Zor anlaşır bir şekilde "başka ne var" diye sorardı her tabak yemekten sonra. İki hafta önce bugüne (boynuna bile çok hakim olamazken) kadar hep kendi yemeğini kendi yedi. Boğazına kaçan son lokma ekmeğe kadar.
Evde boğazına kaçan ekmeği "cankurtaran" teyzesi çıkarttı. Buna çok şükür. Onkoloji Hastanesi'inde yine verilen mamayı aspire ettiğinde çabuk davranıldı. Buna çok şükür. Yoğun bakımdan çabuk çıktı. Buna çok şükür. Bilincinin açık olduğu o üç günde, öptük, kokladık, sevdiği masalları anlattık, şarkıları dinlettik, bol bol sohbet ettik. Buna çok şükür. Daha sonra uyudu, söylemesi zor da olsa buna da çok şükür.
Şimdi doktorlar, hemşireler ve biz başındayız ve ona yardım etmek, sevgiyle bakımını yapmak için çırpınıyoruz. Buna da çok şükür.
herşey biz insan için dualarımız güneş için o çok kuvvetli İMKANSIZ DİYE BİRŞEY YOKTUR TEKRAR GÜNEŞİN DOĞMASINI BEKLİYORUZ.ZATEN HAVA KAPALI HADİ GÜNEŞ BÜTÜN SEVDİKLERİN YENİDEN DOĞUŞUNU BEKLİYOR
YanıtlaSilevet bunada şükür.....uslu
YanıtlaSilŞükür herşeye , yaşamda başımıza ne gelirse gelsin hep şükredeceğiz daha kötüsünden korusun diye Yaradan. Keşke hiç bunlar yaşanmasa ama Yaradana sığınmak zorundayız.Rabbim bilir başka hiç kimse değil. Güneşim küçücük bedeniyle bunları yaşıyor ve hepimizin duaları onu yeniden bu sıkıntılardan kurtaracak Yaradan'ın izniyle. Bu kadar boşuna direnmedi .Biraz daha sabır....................
YanıtlaSilkafa içi basıncın artmasının belirtileri, bir dudagi yerde digeri gokte olan hocalarin pek sevdigi bir sorudur. zaman zaman hasta basi vizitlerde, bazen komite sınavlarinda, kah uzmanlik sinavlarinda karsi tarafa sorulur. netekim benim uzmanlık sınavımda da sorulmuştu. soru, yonlendirilir yonlendirilmez hocanın suratını magrur bir ifade kaplar. akabinde gozler kapanırken; burun yukarı yonlenir.
YanıtlaSilbir cevap verirsin daha der, sonra ikinci cevabi verirsin bir 'daha' daha alırsın.
bu 'daha' lar hocanın gozleri acilip, burnu yere paralel hale gelinceye kadar devam eder.
dahası, cevabin dogruysa fizyoloji, anatomi, noroloji, dahiliye, beyin cerrahisi ve hatta enfeksiyon sınavından basarılı sayılırsın.
daha da dahası goz stajını bile gecebilirsin.
konyalılar tahine dahan derler. dahanın dahası, pekmezle karılmış bir tahine benzer. kimi için acı, kimi icin sınavı gecme mujdesidir.
ha gayret tebabet diploması almanıza az kaldı. bir de ventilator ayarları yapmayı ogrenseniz degme yogun bakımcıya taş cıkartacaksınız.
hal boyleyken; cakma doktor (PhD) unvanlarınızı gercek doktor (Dr.) ile degistirmek elzem olacaktır. (gerci cakma doktor unvani Dr. idi ama olsun)
seyhanın kıyısından sımsıcak selamlar.
Herşey yoluna girecek, inanıyorum ben. Dua etmeye ve umudunuzu korumaya devam. Biz de hem reiki hem dualarımızla destek oluyoruz.
YanıtlaSilGüzel haberleri paylaştığınız günleri de hep birlikte göreceğiz.
Sevgiler
öğrencim bugün bir gazete haberi getirmiş.tıbbın bittiği yerde bebekleri mucizeler uyandırıyor-diyor.şu an şimaher mucize-sizde sürekli elini tutarak sıcaklığınızla desteksiniz--BAŞARACAKSINIZ-HA GAYRET GÜNEŞ-özlem öğr.
YanıtlaSilbenim guzel allah'im
YanıtlaSilakşam yazdıklarını okudum allahım sizlere sabır ve metanet versin seninde dediğin gibi bir elmanın iki yarısı ayrılmasın ışığın güneşinle beraber aydınlansın dualarım sizlerle seni çok seviyorum ve öpüyorum mürvet ablan..
YanıtlaSil