Dun cektirdigimiz MR sonucunu bugun aldik. Tumorde gozle gorulur bir degisiklik yok. Hesap kitap olcersek belki cok az bir buyume olabilir diye soyledi dr. Dunku Tumor Board'da "artik radyasyona baslanabilir" kararininda herkesin hemfikir oldugunu da ekledi. Soyle diyor: Ilk kemoterapiden sonra bir degisiklik yoktu ama klinik olarak Gunes iyiydi, 2. kemoterapiyi baska ilaclarla denemek neden olmasindi, hem bu arada Gunes de 3 yasini dolduracakti. Radyoterapi icin zaman kazanildi. Simdi Temmuz basi gibi 6 hafta surecek Proton Terapi baslayacak. Sonra (radyoterapiden 6 hafta sonra) tumorun morfolojisi de calisildiktan sonra tekrar kemoterapi planlaniyor.
Bu arada yazmaya fisat bulamadim cunku pazar gunu Gunes'in atesi cikti, acile gittik ve hastaneye yattik. Yine Cagkan'in dedigi gibi yangin doktorlarina isimiz dustu. Hatta yine hattin oteki ucunda once Cagkan'in (sagolsun) fikrini almaktan da hala vazgecemiyoruz. Enfeksiyon olup olmadigi belli degil ama hemen antibiyotik baslandi, degerleri de dusuktu ama bugun yukselise gecti sukur. Yani yine hastanedeyiz. Bu hafta icin planlanan kok hucre toplanmasi haftaya ertelendi.
Mustafa ile az once nobet degisimi yaptik ve eve gelmek icin yola koyuldum. Hava da cok sicak degildi, yurumeye karar verdim, yolda yagmur indirdi. Eve geldigimde cok guzel bir gunes cikmisti. Insanlar burada yuruyenlere garip garip bakiyorlar ama yururken insan o gunu ve yeni haberleri idrak etme firsati buluyor. Basindan beri radyoterapi diyince kalbim cizz ediyor, kalici yan etkileri dusununce. Ama kacis yok, yaramadi kemoterapi. Zaten soyle bloga yazdiklarima da bakinca hep Proton diye belirtme ihtiyaci duymusum (Yan etkileri azaltan bir radyasyon cesidi ya.) Nasil belirtmeyim ki, rutin radyasyon yan etkileri sorunca buyumesi etkilenebilir, ogrenme zorlugu yasayabilir ve radyasyonun yogun verildigi yerlerde kalici kellik olabilir diyorlar. Tam beyin radyasyonu almis cocuklar "normal" okullara gidebiliyor ve "matematikte"(!) ve "okumada" destek aliyorlarmis diyorlar. Proton bunun ne kadarini keser hic bilemiyorum. Hepsini kesmesini umit ediyorum. Tabii once tumor kalintilarini yokederek. Gunes'imi iyi ederek. (Yuzlesmem gereken birsey de bu, tumor demek hic istemiyorum, aldi ya Nejat Hocam, az birsey kaldi ya...) Asli'm soyledigin sey hep aklimda "Proton da bir enerji turu degil mi, biz olabilecek en fazla pozitif enerjiyi Gunes'e gonderecegiz ve bu nazari bozacak" demistin. Umarim. Tum bu duygularla yuruyusumu tamamladim, ise yarayacak, Gunes'im bu surecten iyilesmis bir sekilde cikacak insallah.
butun enerjimiz ve dualarimiz minik prensesle.
YanıtlaSilonu gorecegimiz gunu iple cekiyoruz.
sevgilerimle
ve assolist sahne alıyor...
YanıtlaSilbeyin, disaridan mudahale etmenin zor olduğu, kendi kabugunda, kendi isinde bir organimizdir. isine ve benligine karisilmasina izin vermemek icin elinden geleni yapmis ve kabuguna cekilmiştir. o karari verir, diger organlar ya uygular ya da uygular...
despot bir yonetici oldugu icin periferden gelen geri bildirimlere ve tehditlere (ilac, travma) kapalıdır. onunla konusabilmenin yolu, işi usulune uygun yapmaktır. o da, kabugun disina kadar uzanan kollari vasitasiyla kotarilir. anlayacagi dilden (nörotransmitter), uygun düzeyde elektrikle (polarizasyon, depolarizasyon) ve uygun surelerde (mili saniye) gonderilen geri beslemeler beyinde bir anlam kazanır. yani cok kisik bir sesle, kisa sure konusmak lazim.
onun anlamayacagi (kemo), icine almayacagi (kemo beyin bariyerini cok az gecer) bir tedaviyle bugune kadar gelindi. pek çok teknik direktorun uyguladigi 'once durdur sonra bir gol atip ustune yat' taktigiyle gunesimizde tedaviler verildi.
simdi ise, tüm sınırları asabilen, beynin diline uygun yeni bir tedavi basliyor. kanser dokusunun uzerinde yogunlasacak, diger dokulara verecegi hasar (collateral damage) sınırlandırılmıs, tedavinin Maradona'si, Messi'si, Usain Bolt'u sahaya cikiyor.
sen kendini bilmez tumor, istedigi ilaci icine alip istedigini disarida birakan kanser hucresi, sen ilaçlarimi parcalayip etkisiz birakan ETAN-TR, ilaçlarima kuyruk takip işlemez hale getiren modifikasyon enzimlerine, MDR pompalarina, overexpressed direnç yolakalarina ragmen tam DNA'ni, lipidlerini, membranini hedef aldim.
bakalim buna dayanabilecek misin? goz kapagini acabilecegini bile zannetmiyorum. nefes alabilecegini de...
ben gunesi gorecegim
gunesli gunler gorecek ailem
bunun icin senin icabina bakacagim.
matematik hesaplarimda babam gibi annem gibi 'cute' olacagim.
adanadan sevgiler
Hadi bugün yorumlar üzerinden yorum günü olsun.
YanıtlaSilS. Demirel (aka dokuzuncu) okuldaydı geçen hafta mezuniyet töreni vesilesiyle. Enerji konulu bir de konferans sıkıştırdı araya. Yaşlanmış, akil adam havası sinmiş üzerine.
Siyaseten yapıp ettikleri bir yana da hatipliğinin, kullandığı dilin hakkını teslim etmek lazım. Konferansda sera gazı etkisini sekiz on cümleyle öyle bir özetledi ki 7 yaşındaki çocuk da hayatında hiç okul görmemiş 80 yaşındaki Köylü ... Ağa da konu hakkında ciddi ve sağlam bir fikre sahip olur dinlediğinde.
Teknik, bol detaylı mevzuları halkın diline, sıradan insanın anlayacağı bir hale büründürmek, özüne, bam teline indirgeyebilmek özel bir meziyet. Babayı dinlerken hisettiydim bunları, şimdi de Çağkan'ın beyin-kemo-proton izahatını okurken
aynı hissi yaşadım.
Büyük Kemo ve Küçük Kemo (gençler bilmez belki, soyadı kanunu çıkmadan önce böyle ayırdedilirdi adaş oyuncular) görevini yaptı, rakibi durdurdu, zaman kazandırdı, oyuncu değişikliğiyle striker Proto (yaşlılar bilmez belki, gül gibi santrafor(ward) oldu sana artık straykır) sahaya çıkıyormuş demek takımı galibiyete taşımak için.
Kenar yönetimin böyle güven vermesi, oyunun teknik yönlerinden anlayan yorumculardan beğeni kazanması, Mustimin, Murat'ın o kadar kısa süreye sığdırmayı başardıkları koşturmalarının, o arada aldıkları desteklerin karşılığının böyle olumlu olması, kafada soru işaretleri kalmaması ne güzel. Ne güzel insanın yorgun argın ve düşünceli yürürken bastırıveren yaz yağmuruyla bir anda endişelerini unutması, tazelenivermesi, ardından çok güzel bir güneşin çıkması ne güzel.